Diğer Yazılar

11 Adımda İletişim Fakültelerinde Akademisyen Olmak

İletişim Fakültelerinde Akademisyen Olmak

11 Adımda İletişim Fakültelerinde Akademisyen Olmak başlıklı yazımı 2009 yılında yazmıştım. O dönem yazdığım yazıdan dolayı çok fazla taktir, eleştiri ve tehdit aldım. Üstelik en acımasız yaklaşımı bugün bile sosyal medyada basın özgürlüğünden dem vuran hocalarım yapmıştı. Ben o dönem henüz diplomamı bile almamıştım. Buna rağmen korkmadan yazdım bu satırları. Hala daha fikir danıştığım zaman yanıt vermeyen hocalarım var.

İş hayatında edindiğim tecrübeler, gelip geçen stajyerlerin durumu gibi faktörleri göz önüne aldığım zaman yazdığım bu yazı da ne kadar haklı olduğumu tekrar tekrar anlıyorum.

2013 yılında başlayıp 2015 yılında bitirdiğim yüksek lisans eğitimim sırasında dersime gelen akademisyenlere baktığım zaman da bu yazıyı %100 haklı görür oldum. Gerçekten akademisyen nedir sorusunun yanıtını yüksek lisans döneminde anladım.

O gün yazdığım yazıyı bugün güncelleyerek tekrar paylaşmak istedim.

11 Adımda İletişim Fakültelerinde Akademisyen Olmak

Hiçbir zaman lisans eğitimi aldığım Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinde akademisyen olmak gibi bir amacım olmadı. Öğrencilik yıllarımda reklamcılık ve pazarlama alanında tecrübe edinebilmek için çalıştım. Bol bol staj yaptım. Amacım pazarlama alanında kariyer geliştirmekti. Bugün geldiğim noktayı öğrencilik yıllarımda yaptığım stajlara borçluyum.

Mesleğin ilk yıllarında tespit ettiğim eksikliklerimi tamamlamak için MBA yüksek lisansı yaptım. Hem yüksek lisans eğitimim sırasında hem de çalışma hayatımda bol bol case study biriktirdim. Amacım bir gün akademik kariyere yönelmek istersem tecrübe anlatan bir hoca olmak. Bunu yapabilmek için iş hayatı deneyimi şart. Ben lisans dönemimde böyle bir tecrübe görmedim. Bildiğim kadarıyla hiçbir iletişim fakültesinde de bu tipte akademisyenler yok. Son dönemlerde özel üniversitelerin bünyesinde yer alan iletişim fakültelerinde bu tipte öğretim görevlileri olduğunu düşünüyorum.

Bu yazıda yaptığım eleştiriden fotoğrafçılık ve sinema bölümü gibi pratiği için iş tecrübesi gerekmeyen. Bireysel çabalarlar da tecrübe edinilebilen alanları ayrı tutuyorum.

Peki iletişim fakültelerinde akademisyen olmak için ne yapmak lazım? İşte size İletişim Fakültelerinde Akademisyen Olmak için ipuçları;

1. Staj ve İş Deneyiminden Uzak Durun!

Eğer İletişim Fakültelerinde Akademisyen Olmak istiyorsanız hiçbir zaman işinize yaramayacak kavramlar bunlar. Çünkü öğrencilik döneminde pratik peşinde koşan hemen hemen tüm öğrenciler mezun olduklarında iş hayatına adım atarlar. Kısa bir tecrübeden sonra bile akademisyenlerden çok daha fazla tecrübeye sahip olurlar.

Ancak staj gibi tecrübe edinme imkanlarından uzak duran ve sadece notlarını yüksek tutmaya çabalayan öğrenciler mezun olduklarında kolaylıkla iş bulamazlar. Bu öğrencilerden büyük bir bölümü notlarının da getirmiş olduğu güven ile akademisyen olmaya niyetlenir.

Bu durum ise sektör tecrübesi olmayan, sadece teori anlatan akademisyenler yığını oluşturur. Taktir edersiniz ki bir iletişim fakültesi için son derece olumsuz bir durumdur.

2. Bütün Akademisyenler ile Aranızı İyi Tutun

Çünkü onlar sizin velinimetiniz olacak! Çünkü akademisyen olmak için gireceğiniz jüriler arasında onlar olacak. Tezinizi o insanlar okuyacak ve değerlendirecek. Türkiye’deki akademik çalışmaların kalitesi malum. Onlarla aynı seviyede çalışmalar üreteceksiniz. Mutlaka aranız sıcak olsun. Eğer biraz tecrübe edinip derslerde itiraz etmeye başlarsanız yandınız. O akademisyenlik düşüncesini unutun!

3. Her Akademisyenin Odasına Mutlaka Uğrayın!

Bir önceki madde ile bağlantılı bir konu. Aman ihmal etmeyin. Malum akademisyenlerle aranızı iyi tutun dedik. Bunun için her gün o odalara uğramak önemli. Allah sizi inandırsın böyle yapan tüm arkadaşlarım şu anda akademisyen! Olamayan yok desem abartmış olmam.

4. Akademisyenlerden Taraf Olun

Yine tam bir devam maddesi. Bundan önceki 2 maddenin devamı niteliğinde. İletişim fakültelerinde çok fazla tartışma çıkar. Sosyal bilimlerin bir dalı olmasından kaynaklı doğruları çok net olmayan, ideolojilere göre şekil değiştirebilen noktaları var. O nedenle çok sık tartışma yaşanır. Bu tartışmalarda görüşünüz ne olursa olsun akademisyenlerden taraf olun.

5. Bir Fikriniz Olmasa da Konuşun!

Bizim insanımızın en büyük özelliğidir bu. Her konuda fikrimiz mutlaka vardır. Olmasa da mutlaka bir şeyler söyleriz. “Ağzı olan konuşuyor!” lafı bu topraklarda söylenmiştir. Her zaman bilgiliymiş gibi görünmek kar sağlar. Mutlaka her konuda bir şeyler anlatın.

6. Fakültede Bir Yakınınız Var mı?

Akraba her zaman en geçerli akçedir. Ya da yakın aile dostu falan da olabilir. Eğer varsa bu yazıda yer alan birçok maddeyi dikkate almayabilirsiniz. Çok gerek kalmaz. Benim 2 tane akrabam vardı. Ancak bir kere bile kullanmak aklıdan geçmedi. İyi ki de öyle yapmışım.

7. Tüm Etkinliklerde Gönüllü Olun!

Fakültenin düzenlediği tüm etkinliklerde gönüllü olarak organizasyon içerisinde yer alın. Akademisyenlerin, diğer öğrencilerin ve fakülte yönetiminin gözü önünde olmanın en kolay yoludur. Deneyin göreceksiniz.

8. Fotokopi ve Kitap Alımı Gibi İşlerde Lider Olun

Akademisyen ile ortaklaşa fotokopi çoğaltımı, toplu kitap alımı gibi işlerin organizasyonunu siz yapın. Akademiysenlerle bağlantınız güçlenecektir. Ayrıca öğrencileri kendinize muhtaç gibi hissettireceksiniz.

9. İş Hayatını Bilmenize Hiç Gerek Yok

Sektörden önemli firmaları, önemli isimleri bilmenize gerek yok. Bunlar ile vakit kaybetmeyin. Hiçbir zaman işinize yaramayacaklar. Bu kişilerle irtibata geçip birkaç case study öğrenirim düşünceniz olmasın!

10. Ctrl + C ve Ctrl + V Tuş Kombinasyonlarını İyi Öğrenin

Öğrencilik hayatında ve sonrasında bu tuşlar sizin için çok önemli tuşlar olacak. Okulunuzun kütüphanesine gidip bakabilirsiniz. Yüksek Lisans ve Doktora tezlerinin hepsi aynıdır. Sizde aynı şekilde yazarsınız tezinizi. Zaten yukarıdaki maddeleri de uyguladıysanız artık akademisyensiniz demektir.

11. Baba ya da Anneniz Aynı Fakültede Akademisyen mi?

Buna yorum yazmaya bile gerek yok. Her üniversitede vardır bir örneği. Ben gördüm mesela. Sizin de vardır mutlaka bir tanıdığınız.

Yazar hakkında

Mehmet Ortaç

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Şehir Üniversitesi Executive MBA mezunu. Dijital Pazarlama Uzmanı. İstanbul'da yaşayan bir İzmirli. Göztepeli.

3 Yorumlar

  • […] Size eğitim veren kişiler iş hayatının içerisinden geliyorsa ve iş tecrübeleri varsa okulda öğrenilen bilgi ile iş hayatı arasındaki fark açılmıyor. Aksi halde teoride öğrendikleriniz pratikte geçerli olmuyor. Daha önce bu konudan da birçok defa dem vurmuştum. […]

Yorum yaz